sifirdokuzkalemucu

birlikte

çok şeyler istemiyorum senden,
haftada bir defa
birlikte
yüzüncü yıl
semt pazarına çıkalım,
yeter bana.
poşetleri ben taşırım,
kabul.
çok şeyler istemiyorum senden,
inan bana.

winter journal


winter journal

Alexandria, Mediterranean

Alexandria, Mediterranean

Öteki kıtanın başladığı yerden.

venice was not a fiction

venice was not a fiction

sızı

bundan dört gün önce
taammüden öldürdüm
susmayan vicdanımı.
orta yaşlı yüreğimin
altında bir yer bulup
gizlice gömdüm onu.
bir taht buldum bugün,
-sahipsiz ve sessiz-
boş odasında evimin.
Duyunca tarifsiz sızılar
göğsümün sol kenarında,
oturdum ağladım
ardından vicdanımın.

yirmiiki ocak ikibinonüç

bugün yirmiiki ocak ikibinonüç:
tarihe not düşün dostlarım!

bakmayın eskilerin
zemheri dediklerine.
işte bugün düştü benim içime,
şubatta havaya düşen cemre.
çiçekler açtı kurudu sandığım dallarım.
artık tertemiz
caddelerim,
sokaklarım!

dostlar!
ikaza gerek yok.
hissediyorum, çok yakında,
toprağa da düşecek cemre.
ve bir daha gelmeyecek kış
önümüzdeki ikiyüz elli sene
ve artık
temiz kalacak yollarım.

bugün yirmiiki ocak ikibinonüç.
bırakın istihzayı,
iyisi mi kalem alın elinize
ve tarihe not düşün:
“bügün cemre düştü Ali’nin içine”
çekinmeyin yazın dostlarım!

öğretmenden öğrenciye notlar

çocuğum!
unutma söyleceğimi
iyi not al,
bu soru sınavda çıkar.
“aşağıdakilerden hangisi
şairin demek istediğini
en iyi açıklar?”
hiç düşünme,
derhal işaretle
doğru cevap her zaman
“seni seviyorum” olacaktır,
“seni seviyorum.”

öğretmenim!
yok mudur şairin dili,
neden satırlar arasında
saklar sevdiğini?
geçtim ben kendi mi,
hadi yanlış şıkkı işaretlerse
şairin sevdiği?

a be evladım,
bilseydi şair
sevdiğini söylemeyi
ne şiir yazardı,
ne tek bir mısra.
iyisi mi sen
hiç sesini çıkarma,
sadece cevabı hatırla.
bir de evladım,
öğretmen tavsiyesi
bir ara öğren
“seviyorum” demeyi
ve sakın şair olma!

dua

Allah’ım,
bana cennetini ver!
içinde,
uslu uslu akan
ırmaklar olsun,
buğday tarlaları,
sevimli şemşamerler
kırık dökük yollar!
dikenler batsın ayağıma,
toz toprağa bulanayım,
kirlensin üstüm başım,
razıyım ben Allah’ım.
Cennetinde,
yalnız başlarına yetişen
alçakgönüllü söğütler
vakur kavaklar;
börtü ve böcek,
zahmet ve külfet de olsun
ben razıyım Allah’ım.
bazen bulgur pilavı yiyelim,
bazen taze fasülye,
birer tas cacık ve üzüm hoşafı
doyurur beni Allah’ım.
başımızı sokacak,
temizliği kolay,
iki göz bir aralık ev:
içinde kilim, döşek,
minder, sedir,
terek ve kırlent
fazla bile Allah’ım.
Sen beni cennetine koy
yeter ki sevdiklerim olsun:
eksiksiz ve tam,
yeter ki sevdiklerim!

daha önce verdiğine göre
hak etmediğim cennetini,
kıymetini bilemeyip,
kaybettiğim cennetini,
bir kere daha ver Allah’ım.
bir kere daha!
içinde cennetinin,
Sevdiğim olsun,
yeter bana Allah’ım,
yeter bana!

üzerinden bir kış daha geçsin!

üzerinden
bir kış daha geçsin,
bir kış daha,
kalpten beyne giden yollar
bolu dağında karlarla kapansın.
bir kış daha,
kesilsin içimizdeki elektrikler.
ocak, şubat, mart; derken
bir kış daha geçsin
sessizce,
üzerimizden…

Kaldırıma Park Yasağı

Kaldırıma Park Yasağı. Ankara’da.