sifirdokuzkalemucu

Category: Uncategorized

siparişler

siparişlerim var senden,

bir markete uğra

köşe başında.

ekmek al iki adet,

yoğurt, yumurta,

litrelik diyet kola.

mevsimlik sebze meyve.

şart değil senin gelmen,

bir kesekağıdına sarıp,

poşetlerin arasına

sesinden koy, nefesinden.

unutma eklemeyi

kokundan da birazcık.

imkanın olursa

dokunuşuna da koy,

unutma.

sana bu şiiri yazmadan önce

sana bu şiiri yazmadan önce,
düşündüm günlerce.
cümleler kurdum kafamdan.
izahat getirdim kendimce.
“çünkü şöyle” dedim,
“aslında böyle”.
“tüm samimiyetimle” seslendim sana.
adını arattım internette,
unutmamaya çalıştım yüzünü.

sana bu şiiri yazmadan önce
hayaller kurdum.
balkondan bakarken gördüm seni.
başkalarına benzettim.
küçüklüğünü düşündüm,
büyüklüğünü.
hiçkimseye duyurmadan
sayıkladım adını.
götürdüm seni
kendi gittiğim yerlere.

sana bu  şiiri yazmadan önce,
planlar yaptım;
hesaplar, usta manevralar.
dualar okudum bol bol.
istedim Allah’tan hergün.
umutlara kapıldım,
işaretler görünce,
bakınca pencereden.
sabah sabah öten kuşlar
adını söylediler sanki…

sana bu şiiri yazmadan önce
iş yerine gittim,
normal bir insan gibi.
poaça yedim sabahları.
kalori hesabı yaptım.
telefonda konuştum arkadaşlarla.
çok iyiyim dedim onlara.
şarza takılı bıraktım
cep telefonumu geceleri.

sana bu şiiri yazmadan önce,
ellerimi yıkadım.
kurşun bir kalem buldum.
gece lambasını açıp
oturdum masanın başına.
on kere düşündüm.
hatırıma geldi
bir kelime sadece.
fısıldayarak,
“lütfen” dedim sessizce
sana bu şiiri
yazmadan önce.

image

rüzgar

ey nerden geldigi belli olmayan ruzgar
seni gonderene,
en derin sevgilerimi,
saygilarimi ilet.
en hususi sukranlarimi da ekle,
pesin sira gelen
mujdeler icin!

image

şiir

şiir,
ne onun için,
ne bunun için.
ne senin için,
ne bırakıp giden için,
ne bir türlü gelmeyen için.
ne sanat için,
ne halk için.
şiir,
şair için.
şair için.
şair için.

bir şey!

bir şey var, bir şey!
“denizden yeni çıkmış ağların kokusu” gibi bir şey!
annenin sesi,
babanın eli gibi bir şey.
geceleri park alanına çekilmiş,
yorgun otobüsler gibi,
istinat duvarlarında oturup yediğimiz
domatesli peynirli ekmek gibi bir şey!
kömür sobasına arkanı dönüp
ısınmak gibi bir şey!
istanbulun mayıs akşamı gibi bir şey!
hicran gibi, intizar gibi
sevgilinin yüzü gibi,
kırılan hayallerimiz gibi bir şey!
beni hasta eden
milyonda bir görülen
bir şey var, bir şey,
adı konulmamıs bir şey!

Biri var!

ey
hiç kimsenin bilmediği yerlerde açan çiçek!
üzülme!
seni bilen,
seni gören,
seni seven,
biri var!

ey
hiç kimsenin bilmediği yerlere yazılmış şiir!
üzülme!
seni bilen,
seni seven,
seni okuyan,
biri var!

Nisa

Nisa

Ankara Çukurambar Firdevs Camii

yanlış zamanlar

hep yanlış zamanlarda,
çıktın karşıma.
ben yürüyen merdivenden
aşağı inerken,
sen yukarı çıkmaktaydın
yanıbaşımda;
başka yerlere gitti
adımlarımız.
bir akşam iş çıkışı,
sana yeşil yandı
köprülü kavşakta,
ben kalakaldım
kırmızı ışıkta;
ve kaybolduk gittik
farklı yollarda.
yaklaşır gibi olduk,
bir tarifeli seferde.
otururken sen,
22A numaralı koltuk,
pencere kenarında,
sıkıca bağlıydı kemerlerim,
35D numarada;
türbülanslara girdim
ve bir türlü yaklaşmadım
senin yanına.
bir defasında
karşı kaldırımda,
kalabalıklar içinde,
belirdin ve kayboldun,
yakalayım desem de seni,
ne izini bulabildim
ne de gölgeni.
bir gün nihayet
konuştun benimle,
markette, kasasının arkasında,
kasiyer kılığında.
“beş lira seksen beş kuruş”
dedin bana.
gel gör ki,
girerken ben
kredi kartımın şifresini
sen bakmayınca yüzüme,
elimde market poşetleri
cebimde fiş
sensörlü kapılar ardında
bıraktım seni.
tutamadım ellerinden,
oturamadım yanına;
çünkü hep yanlış zamanlarda
çıktın karşıma…